Home / Tarih / Komünizmin Çöküşü

Komünizmin Çöküşü

Uzun süreli Komünizmin mirası hala Çek Cumhuriyetindeki kalplerde ve akıllarda fazlasıyla yaşamaya devam etmekte ve halkın psikolojisini ve ülkenin ekonomik ve sosyal durumunu etkilemektedir. Bunun delili, yıllar süren Komünizmin Çek halkından çok şeyler çalmış olması ve hala hayatı o şeyler olmaksızın hala hizaya getirememesidir – bu yokluk durumu ise hâlâ fazlasıyla devam eden bir süreçtir.

Bu Komünist iktidar dönemde yaşamamış hiç kimsenin, o dönemde yaşayan bir erkek, bir kadın veya bir çocuk olmanın gerçekte tam olarak nasıl bir şey olduğunu doğru anlamıyla kavrayabilmesi mümkün değildir. Hükümet konuşma özgürlüğüne karşı çok sıkı bir baskı koymuştu ve Komünist parti’ye katılmayanların işlerini kaybetmelerine bile yol açan ve hatta çocuklarının dahi kara listeye alınarak gelecekte bir işte çalışmaktan men edildiği bir durum üzerindeki devasa kontrolünü kalıcı hale getirmişti. Tahmin edebileceğiniz üzere, birçok kişi bu sistemden nefret etmekteydi ancak o zamanlarda baskın gelen umutsuzluk hissi ile onun karşıtında konuşamıyordu – prangalarından kurtulup özgürleşmek isteyen ama yapamayan bir millet.

Komünizm’in en büyük miraslarından birisi de, Çek halkının bazı şeylere karşı davranış biçimindedir. Komünist sistem, kişilerin tüm bireysellik anlayışını yok etmiş ve halkı tek tip bireye dönüştürmüştür: kendine ait fikirleri, yetenekleri ve değerlerinden mahrum olmuş bir grup insan. Bu da Çek halkını içine kapanık yapmıştır ve bu durum halen gözlemlenmektedir, zira birçok Çek kişi, büyük resmi değiştirebileceğini sanmayan ve kendi kaderlerinin tek sahipleri olduğunu düşünmeyen insanlar olarak karakterize edilebilmektedir.

Politik baskı ve zalim hükümet kontrolüne rağmen, hala – başka ülkeden gelen ziyaretçilerin çok yadırgayacağı bir durum olarak – bu komünist zamanın anılarına hayran olan birçok insan mevcuttur. Bununla birlikte, birçok insan o zamanları hayatı kolaylaştıran birçok şeyin kendilerine sağlandığı ve tüm vatandaşların yaşayabileceği güvenli bir yerinin olduğu ve güvenebileceği bir işlerinin olduğu zamanlar olarak hatırlar. Günümüzde insanların eski rejim zamanlarından çok daha stresli oldukları gibi algılanan mortgage kredileri, faturaları, işlerinin devamlılığının güvenilirliği ve birçok başka faktörden endişeleri de mevcuttur.  Aslında, yüksek idealleri ve arzuları olmayanlar bu Komünist rejimin izin verdiği şekilde yaşamaktan memnundular, öte yandan ihtiraslı olanlar ise, bugünün dünyasında rüyalarının peşinde koşmak veya peşini bırakma konusunda özgür olma gerçeğini sevmektedirler.

En kötü zamanlarda bile asla sıkıntı çekmeyen bir şey varsa, o da Çeklerin espri anlayışıdır. Bu 1989’de vizyona giren ve hayata rahat bir yaklaşımı benimsemiş karakterleri olan tatsız ama esprili filmlerde de görülebilir. Rejimin yıkılır yıkılmaz bu tür filmlerin yapılmasına başlanması tesadüf değildir. Bu filmlerin ana özelliklerinden birisi de, belli ki; bunaltıcı hükümdarlıkla geçen yıllar boyunca insanların içinde biriken onca bastırılmışlığın doğrudan etkisi olan otoriteye karşı isyandı.

PAT